Kudüs Meselesi

Kudüs Meselesi 20.10.23

    Kudüs; İslamiyet, Yahudilik ve Hristiyanlık için mukaddes bir şehirdir. Kudüs; İslamiyet’te Mirac’ın gerçekleştiği yer ve ilk kıble olması bakımından, Yahudilikte İsrail Krallığı’nın başkenti ve Hz. Süleyman’ın (as) inşa ettiği tapınağın yer alması bakımından, Hristiyanlıkta ise Hz. İsa’nın (as) çarmıha gerildiği mekân olması bakımından mukaddestir.

Hanif dini üzerine gönderilen Hazret-i İbrahim (as) halis bir Müslümandı. Eşi olan Sâre validemizin çocuğu olmamıştı. Cariyesi olan Hacer validemizden Hazret-i İsmail (asm) dünyaya gelmiş ve onun neslinden de asırlar sonra Kâinatın Efendisi Hazret-i Muhammed (asm) doğmuştu. Cenab-ı Hak, daha sonra Sâre validemize ihtiyarlamış yaşına rağmen Hazret-i İshak’ı (as) vermişti. Hazret-i Yusuf’un babası olan Hazret-i Yakup (as), Hazret-i İshak peygamberin oğludur.

Hazret-i Yakup’un lâkabı İsrail olduğundan, onun soyundan gelenlere İsrail oğulları denir. Hazret-i Yakup’un (as) en büyük oğlunun adı Yehud olduğunundan, bunlara aynı zamanda Yahudiler denilmiştir. Yahudiler, Hazret-i Musa’nın (as) kutsal kitabı olan Tevrat ile amel ettiklerinden, Musevî olarak tanımlanırlar.

Arz-ı Mev’ud” Yahudilerin ve özellikle İsrail’in politikalarına ve hedeflerine yön veren bir inançtır. İsrail, Siyonizmin vazgeçilmez bir tutkusu olarak, Arz-ı Mevud’u er geç ele geçirmek kararındadır.

Arz-ı Mev’ud bir hesaba göre Nil’den Fırat’a kadar olan sahayı içine almaktadır. Fırat’a kadar, ibaresi bilindiği gibi Güneydoğu Anadolu’nun büyük bir parçasını da içine almaktadır. Başka bir hesaba göre ise Arz-ı Mev’ud, İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasındaki YUŞA tepesine kadar uzatılmaktadır.

***

Yahudi cemaatinin yayın organı olan “Şalomgazetesinde (8 Mart 1989) yayınlanan bir yazıda “Allah’a inanmak Yahudiliğin temel inancı değildir; ancak Arz-ı Mev’ud temel inançtır” gibi saçma ifadelere rastlamak mümkündür. Ahiret inancı yerine de bazı Yahudiler “Armagedon= Kıyametinancı ikame etmişlerdir. Bu da dünyanın harabiyeti değil, büyük bir savaş ve harptir. Bu büyük savaştan sonra vaad edilen büyük İsrail devleti kurulacaktır.

İnançlarına göre Yahudiler Allah’ın seçilmiş oğullarıdır. Diğer insanlar ise, Allah’ın kullarıdırlar ve Allah’ın oğullarının hizmetini göreceklerdir. “Ben dedim, siz ilahlarsınız. Ve hepiniz Yüce olanın oğullarısınız.” (Mezmurlar – Asafın Mezmurudur – 82/6) “Çünkü bize bir çocuk doğdu, bize bir oğul verildi; ve reislik onun omuzları üzerinde olacak.” (İşaya, Bap 9/6)

Kur’ân-ı Kerîm ise (Yahudiler:) “Biz, Allah’ın çocukları ve sevgilileriyiz”, derler. De ki: “Hayır, siz de onun yarattığı birer insansınız” (Maide Sûresi, 5:18.) buyrularak bu inançlarının yanlışlığı gösterilmektedir.

***

Filistin problemi Hz. İbrahim’den (as) günümüze gelmektedir. Burada asırlar boyu geçinememiş iki topluluk yaşamaktadır. Bu bitmeyen kavganın sebebi, Hz. İbrahim’in oğlu İshak’tan İsrailoğullarının, İsmail’den de Arapların gelmiş olması ve kendilerini İshak’ın oğulları olarak kabul edenlerin İsmail oğullarından gelmiş olan Ahirzaman Peygamberini (asm) kabul etmemeleri, Allah’ın kendilerine vaad etmiş olduğu “Arz-ı Mev’ud”un İshak oğullarından gelecek olan bir peygamber, bir kurtarıcıya verileceği inancıdır. Bu ihtilâf 3000 yıldır sürmektedir. Yahudiler bu inançlarını esas aldıkları için ne İsa’yı (as), ne de bizim Peygamberimizi (asm) kabul etmemektedirler.

Bundan dolayı Yahudiler her zaman harp ateşini yakmışlar, Filistin’i kan ve gözyaşına boğmuşlardır. Çıkardıkları fitne sebebiyle önce Babil hükümdarı, sonra Romalılar gelip İsrailoğullarını sürgün etmişlerdir. Ancak Osmanlı yönetiminde 400 yıl bu topraklarda Musevi, Müslüman ve Hristiyanlar asayiş içinde ibadet etmişlerdir.

Osmanlı Sultanı, 2. Bayezid zamanında, İspanya’da uğradıkları zulümlerden dolayı, Padişahın gemilerle getirtip, ağırlıklı olarak Selânik ve diğer yerlere yerleştirdiği Siyonistler, Osmanlıya da hıyanet ederek, Selânik kaynaklı fitne hareketiyle, Osmanlıyı arkadan hançerleyip, yıkılmasının en büyük âmillerinden olmuştur.

Günümüzün kavgası da 1948 yılında Yahudiler’e ‘arz-ı mevud’, yani vaad edilen toprakların tanınmasıyla başlamıştır.

Yahudi milletinin gerçek mahiyetini Kur’an beyan etmiştir. Hakiki bir Kur’an tefsiri olan Risale-i Nur Külliyatında bu meseleler muhtelif yerlerde ve bahislerde açıklanmıştır. Bu gün yine bir defa daha gerçek kimliklerine uygun canavarca müslümanlara saldırmakta ve bozdukları fıtratlarının gereğini yapmaktadırlar.

    Yahudiler bütün insanlık aleminde her çeşit fenalıklarla icraat yapmakla birlikte, Filistinde yapılan zulümler Yahudilerin sadece küçük bir devlet içinde yaptıkları zulmünün göstergesidir. Yoksa insanlık aleminde yaptıkları çok çeşitli fenalıklar görmezden gelinemeyecek kadar azimdir.

    Mesela: Bütün dünyadaki bankacılık sistemi, faizciliğin her çeşidi, kadınlarıyla cemiyet hayatındaki rolleri, fikir dünyasındaki ifsadatları, (Darwinizm, Marksizm, Komünizm vs.) sinema dünyasındaki rolleri, her iki Deccalin dayandığı kuvvet olmaları ve Deccallere verdikleri destekler, medya dünyasındaki ifsadatlar vs.. gibi insanlık dünyasından adeta intikam almaları

    Yahudilerin dünya hayatına aşırı bağlılıklarını, peygamberlere daima isyankâr hallerini ve bundan dolayı da Allah tarafından musibetlerle cezalandırıldıklarını Kur’an tekrarla bahseder. Ezcümle Kur’anda şöyle buyuruluyor:

وَلَتَجِدَنَّهُمْ اَحْرَصَ النَّاسِ عَلَى حَيٰوةٍ ٭

وَتَرَى كَثِيرًا مِنْهُمْ يُسَارِعُونَ فِى اْلاِثْمِ

 

وَالْعُدْوَانِ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ٭

 

وَيَسْعَوْنَ فِى اْلاَرْضِ فَسَادًا وَاللّٰهُ

لاَ يُحِبُّ الْمُفْسِدِينَ ٭

 

وَقَضَيْنَا اِلَى بَنِى اِسْرَائِيلَ فِى الْكِتَابِ

لَتُفْسِدُنَّ فِى اْلاَرْضِ مَرَّتَيْنِ ٭

وَلاَ تَعْثَوْا فِى اْلاَرْضِ مُفْسِدِينَ

Yahudilere müteveccih şu iki hükm-ü Kur’anî, o milletin hayat-ı içtimaiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur-u umumîyi tazammun eder ki, hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeyi sarsan ve sa’y ü ameli, sermaye ile mübareze ettirip fukarayı zenginlerle çarpıştıran, muzaaf riba yapıp bankaları tesise sebebiyet veren ve hile ve hud’a ile cem’-i mal eden o millet olduğu gibi, mahrum kaldıkları ve daima zulmünü gördükleri hükûmetlerden ve galiblerden intikamlarını almak için her çeşit fesad komitelerine karışan ve her nevi ihtilale parmak karıştıran yine o millet olduğunu ifade ediyor…

Sözler/25. Söz/1.Şu’le/2.Şua/5.Lem’a/4.Işık(402 p son)

    …Rivayette var ki: “Deccal’ın mühim kuvveti yahudidir. Yahudiler severek tâbi’ olurlar.”

    Allahu a’lem, diyebiliriz ki, bu rivayetin bir parça tevili Rusya’da çıkmış. Çünki her hükûmetin zulmünü gören Yahudiler, Almanya memleketinde kesretle toplanıp intikamlarını almak için, Komünist Komitesi’nin tesisinde mühim bir rol ile yahudi milletinden olan “Troçki” namında dehşetli bir adamı, Rusya’nın başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin’den sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya’nın başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar. Büyük Deccal’ın komitesini ve bir kısım icraatını gösterdiler. Ve sair hükûmetlerde dahi ehemmiyetli sarsıntılar verip karıştırdılar.

Şualar /5. Şua/2. Makamı ve Mes’eleleri/ 14. Mes’ele(587 p son )

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

وَ ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ

Âyet-i celilesinin bir nüktesi.

    Aziz Nur kumandanı ve Kur’anın hâdimi kardeşim Re’fet Bey!

    Yahudi milleti hubb-u hayat ve dünyaperestlikte ifrat ettikleri için her asırda zillet ve meskenet tokadını yemeğe müstehak olmuşlar. Fakat bu Filistin mes’elesinde, hubb-u hayat ve dünyaperestlik hissi değil, belki Enbiya-i Benî İsrailiyenin mezaristanı olan Filistin o eski peygamberlerin kendi milliyetlerinden bulunması cihetiyle bir cihette bir ehemmiyetli hiss-i millî ve dinî olmasından çabuk tokat yemiyorlar. Yoksa koca Arabistan’da az bir zümre hiç dayanamayacaktı, çabuk meskenete girecekti.

Şualar / 14.Şua/ Gençlik Rehberinin küçük bir haşiyesi (507 p1 )

    …Nasıl Kudüs-i Şerif Yahudilerin vahşetine ve peygamberlere yapılan zulümlere sahne olmuşsa

Tarihçe-i Hayat/Isparta Hayatı ( 634 p3 )

    S- Anadolu’da pekçok zulüm ediliyor ve pekçok müslümanlar i’dam ediliyor. Neden böyle yapıyorlar?

    C- Evet maatteessüf pek feci’ şeyler oluyor. Fakat asıl sebeb, mel’un mimsiz medeniyet, öyle zalimane bir silâh, şu harb-i vahşiyaneye vermiştir ki, o silâhın karşısında dayanmak, onun naziriyle mukabele etmek lâzımgelir. Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez. İşte o silâh, o düstur ki, medeniyet harbin eline vermiştir. Ben de kendi gözümle Grandük Nikolaviç’in namına iki emri gördüm.

    Der: “Askerimize bir köyden bir tüfenk açılsa, çoluk çocuğu ile imha edilecektir.” İkinci emri de: “Bir cemaatte bir adam, cephe zararına bize hıyanet etse, çoluk çocuğu ile imha edilecektir.”

    İşte böyle ezlem bir düstur ile (İ.G.Z.) Anadolu’ya hücum ediyor.


Sünuhat-Tuluat-İşarat / Tuluat – İfade(91 p1 )

Aldatmak ve kendine ısındırmak için “Der: Yaşayınız, fakat bir tek adam bana hıyanet etse yakarım, yıkarım!… Şayet bir adam hakka sadakat namına onun kâfirane zulmüne karşı hıyanet etse Ayasofya’ya iltica etse, milyarlara değer o mukaddes binayı harab eder. Veyahut bir köyde ona bir hain bulunsa, çoluk çocuğuyla mahvetmek veya bir cemaatta ona muzır biri varsa cemaatı ifna etmek, her vakit kendinde salahiyet görüyor. Lânet o medeniyete ki, ona o salahiyeti vermiş.

Acaba bütün millet bir kalbde, hem münafık hançer zulmünden mütelezziz olacak ahmak bir kalbde ittifakından daha muhal ne var? Şeytan gibi hasis işleri, fena ahlâkları teşci’ ve himaye eder, iyi hisleri söndürür. Hem insanî, İslâmî hayatı men’etmekle beraber muvakkat hayvanî bir hayatı, iki genc-i mücehhez, pençeli, ekseriyeti kazanmak için imhayı esas proğram yapmış iki kelbi iki ciğerimize musallat ederek bizi silahdan tecrid ediyor. İşte onun himayeti, işte hayatımız..”

                Asarı Bediyye 123 ( Hutuvat-ı Sitte )

Bin masum çoluk-çocuk, ihtiyar, hasta bulunan bir yerde, bir-iki düşman askeri bulunmak bahanesiyle, bombalarla onları mahvetmek ve tabakat-ı beşer cereyanları içinde, burjuvaların en dehşetli müstebidleri ve sosyalistlerin ve bolşeviklerin en müfritleri olan anarşistlerle ittifak etmek ve binler, milyonlar masumların kanlarını heder etmek ve bütün insanlara zarar olan bu harbi idame ve sulhu reddetmektir.

Kastamonu Lahikası ( 208 p2 )

    …“Fesübhanallah, sebebleri bilinmediğinden, her an için üçyüz elli milyon fedakâr tebaası bulunan bu âlî İslâmiyet, nasıl olmuş da hepsi yüz elli milyonu tecavüz etmeyen ve ölümden dehşetli korkan üç dört firenk hükûmetin elinde esir olmuşlar?

    Hem öyle bir esaretle mahkûm edilmişler ki, -Allah! Allah!- her fırsatta öyle dehşetli şenaatlar yapılmış ki; Engizisyon mezalimine rahmet okutacak işkenceler, bîçare ehl-i İslâma tatbik edilmiş; gözyaşlarına bedel, damarlarından mütemadiyen kanlar akıttırılmış; bir değnek cezaya mukabil, ehl-i hamiyetin boyunları, gaddar zalimlerin elleriyle koparılmış, atılmış; o bîçare müslüman hamiyet-perverlerinin bir kısmı darağaçlarına asılmış, hayatlarına hâtime verilmiş, dünyanın ufuklarında merhametsizce teşhir edilmiş.. hem hayat-ı dünyevîleri parça parça edilmiş, hem hayat-ı uhreviyeleri zedelenmiş; bir kısmının ise her iki hayatları ve saadetleri birden imha edilmiş…

    Nedendir?” diye vaki’ olacak sualin cevabları, elmas hazinesine değer kıymetindeki bu risalenin Birinci Noktasının verdiği izahatın neticesinden anlaşılmaktadır.

    İşte bu zavallı müslümanlar hak ve hakikat mesleğinde giderlerken, hataya ve yanlışa düşmeleri yüzünden ihlasları zedelenmiş, aralarına rekabet girmiş, beynlerindeki ittifak ve ittihad yerine tefrika ve ihtilaf girmiş.. binnetice, bu haller tedavi edilmemiş, bu marazlar tevessü etmiş; bu halleri gören ehl-i dalalet, ehl-i İslâmın bu ihtilafat ve tefrikasını ganîmet bilmiş, desiselerle âlem-i İslâma hücum etmişler, zavallı ehl-i İslâmı pek müdhiş bir esaret altına almışlar, mahvetmek için çalışmışlar.

    İşte asırlardan beri üçyüz elli milyon ehl-i İslâmı, zincirler altında, her gün, her saat, her an inim inim inleten haletlerin sebebleri, bu risalenin Birinci Noktasıyla pek hakikatlı bir surette izah edilmiş…

Lem’alar – Fihrist ( 398 p ilk)

 

Ey dinsiz mülhidler! Dine karşı yaptığınız zulüm arşı titretiyor. Ölüm vaktinde kahhar bir el tarafından yakalandığınız zaman göreceksiniz. Arşın sahibi olan Allah perçemlerinizden tutarak sizi ferş (yer) den alıp, cehenneme (sakara) attığı zaman ağlayıp sızlamalarınızı şimdiden görüyor gibiyiz. Bir işkembenin, hayvanın içinden sökülüp atıldığı gibi içinde bulunduğunuz tabutun karnından pis bir işkembe gibi sökülüp cehenneme atılacaksınız. Cehennem zakkumunu zıkkımlayacak cehennemliklerin vücudlarından irinli cerahatı (ğislin) yudumlayacaksınız. Azabınız daimidir. Gayr-i meşru zevklerinizi unutturacak acılarla doludur.

Gayr-ı Münteşir